Arama
Favorilerine Ekleyenler
Favorilere Eklemek için Giriş yapmanız gerekiyor.Son Eklenen Şiirler
ŞİİR VE ADINI UNUTAN ADAMHANİ OLUR DA RASTLARIZ...
ŞEHRE VE ŞİİRE DAİR
YÜREĞİMDİR YANAŞAMADIĞ...
ARAYIŞ
NAZLI İLHAM PERİM
YAZ MEVSİMİNİN RUHA SE...
EN GÜZELİ İÇİNDEN SESS...
TÜTEN DUMANI ŞİİRİN
İLHAM BU
BELKİ DE HER AŞK BİR A...
KILAVUZUM ŞİİR
BİRAZ SEN BİRAZ BEN
İNSAN KALABİLMENİN ZAR...
ÖZLEMİN YÜKÜ AĞIR ÇEKE...
Yazılar » YOLCULUK NEREYE
Mevsimin bir kalbi var mı, yüce Tanrım?
Varsa eğer varamadığım bir yakada mı saklı?
Ah, içimin geçit vermeyen dehlizleri
Salya sümük ağladığım zamanlar çok oldu ardımda kalması muhtemel.
Muhtemel nice yenilgi ve de yanılgı…
Bir alabora ki yaşamak…
Alı al moru mor çeyiz sandığı gelin kızın…
Hem ben gelir sanmıştım mutluluğu
Arka kapısından çekip gidemediğim yalnızlığın tutsağı
Bir düş gibi serili döşüme.
Bir seyir gibi izlerken hayatı kuş bakışı.
Unutamadığım kaç gece annemin kuş misali çırpınışı…
İzahı var mıdır sahiden ölümün ölümsüzlüğünde saklı
Bilinmezi bilindik kılan tek duygu iken umudun yerleşkesi
Hazanla iştigal göğün kırık tekeri
Bense hala asılı kaldığım kadar bir buluta
Uyruğunu bilemediğim gidişlerin var mıdır sahi
Bir tesellisi?
Ve işte sensin adım
Sensin, sen adımladığım yolun yorgun savaşçısı
Yeter ki bırakma elimi bir kez daha
İfrata çıkan acılarımla ve seninle yeter ki
Sınamasın beni yeniden yüce Huda…
Düşlerim peksimet kıvamında pekişen iç sesimin aldığı o derin darbeye bir b/akıyorum ki…
Üstüm başım yaşımın izi ile nemlenmiş yüreğimin sönmek bilmeyen feri…
Adağım.
Ant içtiğim uğruna.
Azığa aldığım…
Ah, bir de yaktığım gemilerimi hangi limana çekerim ki ben sırdaş kalemi?
Öznem kayıp özlemimle mağdur.
Önsezilerim yitik mağlup olduğum yine bir hazan vakti.
Mizacımı bilensin, Rabbim ve sevdikçe daha da çok sevdiğimsin.
Saklı tuttuğumsun içimde dışımda her an’ ımda her anı’mda.
Savsakladığımsa hayatım bazen kayıp bir radarı devreye sokmakla iştigal devir daim yapan hüzün yüklü coğrafyamda saklı nazarı ve itibarı ve nazı ve niyazı elbet içimdeki çocuğun yok iken aslında bir aksanı.
İçim dışım bir madem.
İçlendiğim değil tekelimde mevcut hüznün bekası ve bakiyesi.
Delişmenim rüzgâr gibi.
Deli fişek bir gizim…
Takriben bin yaşında gel gör ki içimdeki çocuk bir yaşında.
Kaç bin yaşıma gelsem de gözümün nuru annem ve yüreğin suru.
Takvim yaprak dökerken…
Kıblemde saklı bir renk cümbüşü aslında bağ bozumu aslında gök kuşağı ve ruhumun da taslağı saklı iken göğe kurduğum otağda resmettiğim bir çizim gibi renk verdiğim bir çiçek gibi ve kalbim kırıldığı defalarca yerinden yerleşik bir acı yâdı dünde saklı mevsimin yok sahiden de acıması…
Ya, hüzün ne renktir, Tanrım?
Bodoslama sevdiğim kadar yakınım ölüme ve çoktan ısmarladım mezar taşımı yeter ki yerli yerince uzanayım kabrime ve baş versin umut uyuya kaldığım bir günün ertesi d/okunurken elim ufka sirayet eden nice duygu bir rivayet değil hem mademki umudun uykusu uydurma bir öyküyü ve öykündüğüm şüheda mazim kırık bir yürek ve depreşen yeniden tevazu yüklü bir denklem elbet çözebilen aşk olsun…
Rabıtam.
Reçine t/adında sevdam.
Reçber’i ömrün tam teşekküllü hüzün hastanesi:
‘’Ne alırdınız efendim?’’
Meylettiğim mademki sevgi ve annemin varlığı…
‘’Yolculuk nereye demiştiniz?’’
Sırça köşkümde yanan feri mademki aydınlığın da yolcusuyum ayırdına varamadığım kadar hayatı şimdilerde bir ayraç koydum tam da ortasına ve akışkan hüznü sepetleyip firar etmeden de bedenimden hani olur da…
Hani olur da gerisi gelir, değil mi yüce Rabbim…