yüreğinizin şiir adresi !
...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA

Forumlar » Genel » Türk Şairlerimiz » Ahmet Kutsi Tecer


  Yazar   Mesaj
Kurşunkalem Online status
№: 80  Tarih: 2016-03-19 15:10 GMT
  

Administrators

Mesaj: 113
Ülke: Turkiye

 

 

 

NERDESİN? 
Geceleyin bir ses böler uykumu 
İçim ürpermeyle dolar; Nerdesin? 
Arıyorum yıllar var ki ben onu, 
Aşıkıyım beni çağıran sesin 
Gün olur sürüyüp beni derbeder, 
Bu ses rüzgarlara karışıp gider 
Gün olur peşimden yürür beraber 
Ansızın haykırır bana: Nerdesin? 
Bütün sevgileri atıp içimden, 
Varlığımı yalnız ona verdim ben; 
Elverir ki bir gün bana derinden, 
Ta derinden bir gün bana "gel" dersin. 
Ahmet Kutsi Tecer 

 

BAŞBAŞA 
İşte bir vazoda açmış iki gül 
İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz. 
Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül 
Saksıya baktıkça içimde bir haz. 

Dışarda fırtına, uğultu, tipi 
Odada sessizlik tutulur gibi. 
İşte o da geldi, evin sahibi 
Oturduk, eskiden konuştuk biraz. 

Dışarda fırtına, tipi... Yerler kar 
İçerde başbaşa iki bahtiyar. 
Onları ısıtan eski bir bahar 
Dışarda yepyeni bir kış, bir ayaz. 
Ahmet Kutsi Tecer

 
BESBELLİ 
Besbelli ölümüm sabahleyindir 
İlk ışık korkuyla girerken camdan 
Uzan başucumda perdeyi indir 
Mum olduğu gibi kalsın akşamdan 
Sonra koş terlikle haber vermeye 
"Kiracım bu sabah can verdi" diye 
Üç beş kişi duysun ve belediye 
Beni kaldırmaya gelsin odamdan 
Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut 
Sende eller gibi adımı unut 
Kapımı birkaç gün için açık tut 
Eşyam bakakalsın diye arkamdan. 
Ahmet Kutsi Tecer 
 
 
 
ÇINGIRAK 
Bir gün parmaklığa elin varmadan, 
Bir titreyiş gibi çalar çıngırak. 
Mevsimler geçtikten sonra aradan, 
Bu ses beni bir gün çağırsın, bırak... 
Kumluktan serperken dallar başına, 
Geç hızla, merdiven gelir karşına, 
Eşikten atlarken ayak taşına, 
Bu sesler içimde yer etsin, bırak... 
İt, işte önünde kapım, aralık, 
Oda bıraktığın gün kadar ılık, 
Bir ince su sesi gibi lık, lık, lık, 
Gönlünden nedamet boşansın, bırak... 
Ahmet Kutsi Tecer 
 
 
KEREM 

Ne zaman düşünsem sizi titrerim, 
Yaslı dağlar, yüzü gülmeyen dağlar! 
Bu dağlar içinde bir yer var derim, 
Orada kaybolan bir ses var, ağlar. 

Neden hiç çıkmıyor içimden bu ses 
Tipi, çığ, fırtına...Donar her nefes, 
Yine bu ses ağlar, işitmez herkes, 
Beni kıvrandırır, inletir, yakar. 

Hey bu dağlar yalçın, karanlık, derin! 
Ne bir geçit verir ne sıcak bir in. 
Gün battığı zaman sarp tepelerin 
Üstünden bir kartal geçer, o kadar... 

Ahmet Kutsi Tecer
 
 
 
O DÖNMEDEN ÖNCE 
Geceleyin benden ayrılır ruhum, 
Dönünceye kadar açık kalır cam. 
Uyanık, başımın ucunda bir mum, 
Beklerim, beklerim böyle her akşam. 
Bilmesem de nereye gidiyor ruhum, 
Bütün gece sessiz, eriyip de mum, 
Sabah olduğunu çok biliyorum; 
Biliyorum, bu bir sonsuz helecan. 
Besbelli bir ömür böyle sürecek, 
O öyle uçarı, ben böyle ürkek; 
Bir gün ya bilerek, ya bilmeyerek, 
O dönmeden önce camı kapayacağım 
Ahmet Kudsi Tecer
 
 
ORDA BİR KÖY VAR UZAKTA 

Orda bir köy var, uzakta 
O köy bizim köyümüzdür. 
Gezmesek de, tozmasak da 
O köy bizim köyümüzdür. 

Orda bir ev var, uzakta 
O ev bizim evimizdir. 
Yatmasak da, kalkmasak da 
O ev bizim evimizdir. 

Orda bir ses var, uzakta 
O ses bizim sesimizdir. 
Duymasak da, tınmasak da 
O ses bizim sesimizdir. 

Orda bir dağ var, uzakta 
O dağ bizim dağımızdır. 
İnmesek de, çıkmasak da 
O dağ bizim dağımızdır. 

Orda bir yol var, uzakta 
O yol bizim yolumuzdur. 
Dönmesek de, varmasak da 
O yol bizim yolumuzdur. 

Ahmet Kutsi Tecer
 
 
RÜZGAR GÜLÜ 


Her yandan duyarım bir gül kokusu, 
Meltemle dağıtır uzak bahçeler. 
Günbatısı, poyraz ve gündoğusu, 
Cenup rüzgârları ruhumu çeler. 


Bilmem ki nerede bu gizli bahar? 
Nereden bu ıtri alıyor rüzgâr? 
İklimler dışında bir iklim mi var? 
Ne fecir bir şey der, ne şafak söyler. 


Gün olur çağırır beni her ufuk, 
Sevdalar eline başlar yolculuk, 
Elinde bir rüzgârgülü, bir çocuk, 
Durmadan yüzüme bakarak üfler. 

Ahmet Kutsi Tecer
 
ŞEHRİ GEZERKEN 


Ya Üç şerefeli, ya Eski Cami, 
Ya Sultan Selim, ya Sultan Süleyman, 
Geziyorum burda sabahtan beri, 
Sürüklüyor beni tarih ve zaman. 

Boş sokaklar, hüzün, vehim, heyecan... 
Sanki her şey birden unuttu beni; 
Asesler geliyor işte arkamdan, 
Kovalıyor beni bir yeniçeri. 

Kaçıyorum, şurda ulu bir çınar, 
Ötede yolumu kesen bir konak; 
Ne tarafa gitsem beni kovalar, 
Ucu topuğuma değen bir mızrak. 

Nereye yönelsem, kime sığınsam 
Kafesler örülü, kapılar kilitli. 
Bir mescit, önünde yaşlı bir imam, 
Kapıyı çekince o da seğirtti. 

Şurası bir terzi, şurası berber, 
Şurası bir fırın, şurası kapan. 
Bu kadar ahali nereye gider? 
Nerede saklanır bu kadar insan? 

Şurası havuzlu kahvehaneydi, 
Burada sohbetler, sazlar olurdu. 
Buraya gelince dizim kesildi, 
Ben durdum, arkamda bir ayak durdu. 

O zaman öğrendim: Meğerse Hünkar 
Gelirken, görmeye çıkmış Edirne; 
Şehri gözetleyen karakulluklar, 
Arkamdan soruyor: ?Burda işin ne? ? 

Yavaşça arkama döndüm o zaman, 
Omuzumda gördüm bir bildik eli. 
Ansızın silkindim derin hulyadan, 
Ben, tarihte eski bir Edirneli. 

Ahmet Kutsi Tecer
 

 

 

   
Наверх