
Kara Sevda
Akdeniz kıyıları, portakal bahçeleri..
Uzakta balıkçılar, yelken yelken üstüne
Seni düşünüyorum seni, beyaz ellerin
Gözlerini kapıyor ıslak melteme karşı
Bir harap tekne gibi rüzgarların elinde
kayalara çarpıyor başımı hatıralar,
Kumların üzerinde unuttuğum günleri
Yırtık bir yelken gibi parçalıyor dalgalar.
Liman çiçeklerinden daha aydınlık göğsün
Körfez suları gibi kabarıp alçalıyor;
Seslen bana dağların ardında kalan çocuk;
Antalya'da saatler şimdi kaçı çalıyor?
GERÇEKTİR ÖLDÜĞÜM
Sizin gibi
Ölümü düşündüğüm çok olur
Hattâ düşlerimde öldüğüm bile
Bütün yürekler taş kesilmiş
Kendim ağlarım öldüğüme.
Şöyle iki yanı ağaçlı loş
Uzun bir yol
Gide gide tükenmez
Sonu deniz.
Sular birden görününce
Nasıl koşarım bilmezsiniz.
Kaçak ruhum denizde başı boş
Gövdem karanlık bir ormanda
Darağacında sallanır.
Kardeş balıklar acır halime
Uzaktan geçen gemilere seslenirim
Beni de alın, beni de alın
Düş içinde düş görürüm
Çoğu zaman sabahı beklemeden
Gerçektir öldüğüm.
Baki Süha EDİBOĞLU
KARANLIKTA GEÇEN GEMİLER 1
Bir deniz gecesinde unuttuğun şarkıyı
Kıyı kıyı topluyor hafızan
Masmavi göğün altında
Yıldız mahşeri
Dalga dalga açılan
Bulut bulut toplanan
Davut peygamberin olmalı
Şu duyduğun mezamir
Şu beyaz çıplak
Ölümü unutturan kadın
Aşkı bölüştüğümüz sofrada
Zeliha olmalı
Ben sevdiğim kitapları bitirdim
Her satırda seni görerek
Her yıldız bir şarkı söyledi
Her şarkıdan bir kalp ağrısı kaldı
Karanlıkta geçen gemiler gibi
Baki Süha EDİBOĞLU