Şiirsu.Orgyüreğinizin şiir adresi !...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA |
| Yazar | Mesaj |
Kurşunkalem ![]() |
№: 113 Tarih: 2016-04-06 01:40 GMT
|
![]() Administrators ![]() Mesaj: 113 Ülke: Turkiye ![]() |
AŞK ALACA KARANLIĞINDA AŞK YOKUŞUNUN
Bulutlar dağlarda örgütleniyor Yırtılan göklerin gazabından korkuyorum. Zaman çentik çentik tükeniyor Çaresizliğin azabından korkuyorum. Yârin adıyla ıslatıyorum dudaklarımı Yüreğimde renk renk çiçekler açıyor. Bir yâr ki yüzünü saklar haramdan Süzülür prizmamdan al, yeşil, mor. Cuma günleri gibi en uzun yağmur saçlı Hasret kokar, sıla kokar, sevgi kokar. Kabımla kapçığımla ülfeti yoktur Bakınca daima özüme bakar. Bir çakır doğandır aşkın sıtması Geyikler koşuşur damarlarımda. Körelmiş tırnaklarını rüzgârla sivriltir dağlar Biraz daha viranız her yitik baharda. Bulutlar dağlarda örgütleniyor Dağlardan, çığlardan, sellerden korkuyorum. Ölü denizlere hicreti anlatmak zor Aldığını vermeyen yıllardan korkuyorum. En arkalarda kalmış topal bir bulut Vadimizin üzerinden seke seke geçip gitti. Çengelsiz bir türküyle seslendim arkasından Filim oracıkta bitti? BAHAETTİN KARAKOÇ IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN
Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine değdi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadîm Elif Ne güzellik, ne de tat var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben sana uğramadan Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben sana çiçeklerle geleceğim -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bahaettin Karakoç O SEVDA BURADA BİTTİ
Bir edayla bir cilveyle Yüreğimi çeldi gitti. Elim ayağım tutuldu Bozuldum, o güldü gitti. Tefe koydu sırlarımı Sokak sokak çaldı gitti. Saltanatım bitti artık O yıktı, o sildi gitti. Bir kuştu, belki bir ışık Uçtu, göğü deldi gitti. Zamandan mekandan öte Gitmesini bildi gitti. Gel desem gelmez ki gayri Gelmezlere yeldi gitti. Gördüğüm bir düşmüş meğer, Bir sevdaymış geldi gitti? BAHAETTİN KARAKOÇ AŞK MEKTUPLARI
Bitsin seninle aşk mektupları Seninle başladı, bitsin seninle... Ve gün be gün, ben seni düşünürüm. Sen benim herşeyimsin ey sevgili. Rüzgarlara ezberlettim türkülerimi, Ben hep uzaklara türkü yazarım Sılamsın, sevdamsın, sabır taşımsın Kalemim adından başka ad yazmaz Bu kütükte başka bir ad okunmaz Narına nuruna kurban olduğum Seven sevdiğinden asla yakınmaz Ben sevda bölüğünde kıdemli bir askerim Terhis olsam gidecek bir yerim yok Yüreğimden başka silah taşımam Bütün adresleri iptal ettim Benim senden özge gerçek yarim yok. Sen benim herşeyimsin ey sevgili Ben rol gereği aşık değilim Deme bu garibin benimle işi ne... Aşkım beni teşhir eder, Sesim içime saklanır Aklanırsa adım, seninle aklanır. İstersen durmadan adres değiştir, Gözlerimi bağlasalar da bulurum seni. Ben, türkülerde tanıdım Fizan'ı, Yemen'i Anlasam ki sesim sesine değmiştir, Bütün gemileri yakar gelirim. Bu bir taahhüttür; sına beni.. En deli rüzgarların önüne sür, bulut bulut, Bir yerde yanlış yaparsam adımı unut. Son kurşunu kendime sıkar gelirim. Bir et kemik torbası değilim ben Bir hasar raporu değil yazdığım Bir aşk mektubudur ey sevgili, Kızıl kıyametten önce... Ve görmek için bakmaya gerek yok Her dilde güzeldir senin adın Meydanlar sarsılır sen ortaya çıkınca Yeter ki görecek göz, göz olsun. Velhasıl uzun sözlere hiç gerek yok Dil hicâbından lâl olmalı seni anarken Ey benim tabibim, tacidarım Gündönümüdür ben seni bekliyorum Bahaettin Karakoç BİR ÇİFT BEYAZ KARTAL
Hangi yayla yeşil, nerde keklik çok Gel seninle orda olalım çocuk. Kayalar, kayalar... Sırt sırta vermiş; Kimi yeni mürit, kimisi ermiş. Otlar dalgalansın biz yürüdükçe Sular düze insin kar eridikçe, Gün burnunda bana mavi mavi gül; Ağız-burun lale, kaş ve göz sümbül. Doruklardan doruklara sekelim, Bir elim göklerde, sende bir elim; İkimizin yüreciği bir atsın, Bizi gören bin katarak anlatsın, Hangi yayla karlı, nerde çiçek çok Gel seninle orda olalım çocuk. Bulutlar, bulutlar iç-içe girmiş Bulutlar ki göğe perdeler germiş; Çiğdem devşirelim, çiçek biçelim Susayınca hep ezgiler içelim Batmasın eline bir gül dikeni Sen hep beni kolla, bense hep seni Çıkıp yükseklerden taş bırakalım, Kopan sese, kalkan toza bakalım, Tavşanlar ürkerken bu gürültüden Kaçan tavşanlara ıslıklar çal sen. Hangi yayla yüce, nerde kavga yok Gel seninle orda olalım çocuk; İster Maraş olsun, ister Erzincan, Sonsuzluk düşüne set değil mekan, Başın omuzumda, omuzum gökte Ölüm bir ak çiçek bu özgürlükte, Yaşamaksa bir ışık cümbüşüdür, Çağıl çağıl akan sevgi düşüdür. Hani gökyüzünün toy vakti olur, Kaynaşırlar yıldızlar bulgur, bulgur; En uzak nereyse ora gidelim, Bulutları yara yara gidelim. Hangi yayla serin, nerde bühtan yok, Gel seninle orda uçalım çocuk. Meşeler, ardıçlar, çamlar yan yana Biz kanat çırpınca dursun divana. Bir çift beyaz kartal, hey bu da nesi? Diyerek şaşırsın çobanların hepsi; İlk kez görüyoruz desin görenler, Bütün oymaklarda dolaşsın haber. Keşiş dağlarından görünsün İstanbul, Bütün dağ gölleri ışırken pul pul. Güzel dost, ey hüzne aşina yürek, Gel gidelim keklik gibi sekerek. Bahaettin Karakoç SEVDALANIR SEVDALANIR SÖYLERİM
Renkli vitraylara dönüşürken bir şiirin kıtaları Dolunayın ışığı ta kuyu diplerine vuruyor Bir vuslat sahnesi yaşıyor kuyudaki su İnceden bir türkü tutturuyor. Dişlerini toprağın etine derin gömen taş Bildiği bütün türküleri unutmuş Kekik ve reçine kokan rüzgâra soruyor notalarını Ufuk çizgisinde bir yer tutmuş. Değirmenci türküsünü unutmuş sulara soruyor Belleği tebeşir tozuna çevirmiş notaları Bir ateş gözlü puhu kayalarda sesini soyunuyor Küçücük yüreğine dolamış öteleri. Külde pişmiş bir kömbe tadı veren bu hayat Sabah beyaz, öğle mavi, ikindiden sonra hep bulutlu Her gece ovanın bir ucundan su içmeye gelir bir at Atın soluğundan kanatlanır su. Yolcu türküsünü unutmuş sanki dili lâl Yokluk ellerini ısırıyor ceplerinde Gönül en zehirli çiçeği yakalıyor dal dal Avını kollayan bir yılanın gözlerinde. Kömür de iz bırakır renkli tebeşirler de Sonsuza dek kardeştirler kara ile ak İster at sırtında ol ister teneşirde Sönmeyen her tutku bir kızıl zambak. Çiçektir, ıtırdır, ışıktır benim türkülerim Sesimi boyayan bir beyaz kaçak Sevdalanır sevdalanır söylerim Dilimin yarısı güldür, yarısı bıçak? Bahaettin Karakoç |
|
|
|