yüreğinizin şiir adresi !
...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA

Forumlar » Genel » Türk Şairlerimiz » Attila İlhan


  Yazar   Mesaj
Kurşunkalem Online status
№: 108  Tarih: 2016-03-28 15:01 GMT
  

Administrators

Mesaj: 113
Ülke: Turkiye

RÜZGAR GÜLÜ 
Önümden çekilirsen İstanbul görünecek 
Nerede olduğumu bileceğim 
Sisler utanacak eğilecek 
Ağzının ucundan öpeceğim 
Saçına kalbimi takacağım 
Avcunda bir şiir büyüyecek 
Nerede olduğumu bileceğim 
Bu çıplak geceler yok mu 
Bu plak böyle ağlamıyor mu 
Camları kırmak işten değil 
Delirecek miyim neyim 
Kirpiklerimden mısra dökülüyor 
Kenya'da simsiyah yalnızım 
Yoksul bir şilepte gemiciyim 
Malezya'da yük bekliyorum 
Önümden çekilirsen İstanbul görünecek 
Nerede olduğumu bileceğim 
Gözlerini söndürme muhtacım 
Ben senin aydınlığına muhtacım 
Yepyeni bir ilkbahar harcayıp 
Bir yaz boğup bir sonbahar harcayıp 
Rüzgar gülünü arayacağım 
Oran'da Pernanbouc'ta Tombuktu'da 
Vinçler yine akşamları indirecekler 
Yine karanlığa bulaşacağım 
Gözlerin rüzgarda savrulacak 
İkimiz iki sap buğday olsak 
Sen benim olsan, ben senin olsam 
Bir gece vakti aklına gelsem 
Uykunu tutsam bırakmasam 
Seni kucaklasam, kucaklasam 
Birbirimizin kalbini dinlesek 
Dünyanın kalbini dinlesek 
Büyük ateşler yaksalar 
İki güvercin uçursalar 
Nerede olduğumuzu bilsek 
Attila İlhan

 

AYDINLIK NEYİN OLUYOR 
Aydınlık neyin oluyor senin 
Gökyüzü akraban filan mı 
Beni bulur bulmaz gözlerin 
Şimşek çakıyorum yalan mı 
Yüzünde yalazını gezdirdiğin 
Saçlarından tutuşmuş orman mı 
Akla ziyan bir şey elektriğin 
Ayışığı mavisi dudaklarından mı 
O ışık zenginliği mi giyindiğin 
Uzay tozları mı yıldızlardan mı 
Elime dokunduğu an elin 
Güneşler açıyorum sahi ondan mı 
Aydınlık neyin oluyor senin 
Attila İlhan

 

AYSEL GİT BAŞIMDAN
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın
Hiçbir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Benim için kirletme aydınlığını
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
Gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim
Ya ölmek ustalığını kazanırsın
Ya korku biriktirmek yetisini
Acılarım iyice bol gelir sana
Sevincim bir türlü tutmaz sevincini
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ümitsizliğimi olsun anlasana
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Sevindiğim anda sen üzülürsün
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
İçinden bir gemi kalkıp gitmemiş
Uzak yalnızlık limanlarına
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
Sakın başka bir şey getirme aklına
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan seni seviyorum

Atilla İlhan

 

BELA ÇİÇEĞİ 
Alsancak Garı'na devrildiler 
Gece garın saati bela çiçeği 
Hiçbir şeyin farkında değildiler 
Kalleş bir titreme aldı erkeği 
Elleri yırtılmıştı kelepçeliydiler 
Çantasını karısı taşıyordu 
Hiç kimse tanımıyordu kimdiler 
Gece garın saati bela çiçeği 
Üçüncü mevki bir vagona bindiler 
Anlaşıldı erkeğin gideceği 
Bir şeyden vazgeçmiş gibiydiler 
Bir türlü karısına bakamıyordu 
Ayaküstü birer bafra içtiler 
Gece garın saati bela çiçeği 
Şimdiden bir yalnızlık içindeydiler 
Karanlık gelmişi geleceği 
Birdenbire sapsarı kesildiler 
Vagonlar usul usul kımıldıyordu 
Attila İlhan

BEN SANA MECBURUM 
Ben sana mecburum bilemezsin 
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum 
Büyüdükçe büyüyor gözlerin 
Ben sana mecburum bilemezsin 
İçimi seninle ısıtıyorum. 
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor 
Bu şehir o eski İstanbul mudur 
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor 
Sokak lambaları birden yanıyor 
Kaldırımlarda yağmur kokusu 
Ben sana mecburum sen yoksun. 
Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur 
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur 
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan 
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu 
Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından 
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman 
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu 
Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor 
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor 
Durup köşe başında deliksiz dinlesem 
Sana kullanılmamış bir gök getirsem 
Haftalar ellerimde ufalanıyor 
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem 
Ben sana mecburum sen yoksun. 
Belki haziran da mavi benekli çocuksun 
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor 
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden 
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun 
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor 
Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin 
Kötü rüzgar saçlarını götürüyor 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Bu kurtlar sofrasında belki zor 
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden 
Ne vakit bir yaşamak düşünsem 
Sus deyip adınla başlıyorum 
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin 
Hayır başka türlü olmayacak 
Ben sana mecburum bilemezsin. 
Attila İlhan

 

ELDE VAR HÜZÜN 
Söyleşir 
Evvelce biz bu tenhalarda 
Ziyade gülüşürdük 
Pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha Kuşlarının 
Ne meseller söylerdi mercan köz nargileler 
Zamanlar değişti 
Ayrılık girdi araya 
Hicrana düştük bugün 
Ah nerde gençliğimiz 
Sahilde savruluşları başıboş dalgaların 
Yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller 
Elde var hüzün 
O şehrâyin fakat çıkar mı akıldan 
Çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması 
Sırılsıklam âşık incesaz 
Kadehlerin mehtaba kaldırılması 
Adeta düğün 
Hayat zamanda iz bırakmaz 
Bir boşluğa düşersin bir boşluktan 
Birikip yeniden sıçramak için 
Elde var hüzün 
Attila İlhan

 

PİA 


Ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın 
Ellerini bir tutsam ölsem 
Böyle uzak uzak seslenmese 
Ben bir şehre geldiğim vakit 
O başka bir şehre gitmese 
Otelleri bomboş bulmasam 
İçlenip buzlu bir kadeh gibi 
Buğulanıp buğulanıp durmasam 
Ne olur sabaha karşı rıhtımda 
Çocuklar pia'yı görseler 
bana haber salsalar bilsem 
İçimi büsbütün yıldız basar 
Bir hançer gibi çıkıp giderdim 

Ben bir şehre geldiğim vakit 
O başka bir şehre gitmese 
Singapur yolunda demeseler 
Bana bunu yapmasalar yorgunum 
Üstelik parasızım pasaportsuzum 
Ne olur sabaha karşı rıhtımda 
Seslendiğini duysam pia'nın 
Sırtında yoksul bir yağmurluk 
Çocuk gözleri büyük büyük 
Üşümüş ürpermiş soluk 
Ellerini tutabilsem pia'nın 
Ölsem eksiksiz ölürdüm 

Atilla İlhan

 

BÖYLE BİR SEVMEK 
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir 
Azıcık okşasam sanki çocuktular 
Bıraksam korkudan gözleri sislenir 
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
Böyle bir sevmek görülmemiştir. 

Hayır sanmayın ki beni unuttular 
Hala arasıra mektupları gelir 
Gerçek değildiler birer umuttular 
Eski bir şarkı, belki bir şiir 
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
Böyle bir sevmek görülmemiştir. 
Yalnızlıklarımda elimden tuttular 
Uzak fısıltıları içimi ürpertir 
Sanki gökyüzünde bir buluttular 
Nereye kayboldular şimdi kim bilir 
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular 
Böyle bir sevmek görülmemiştir. 
Attila İlhan

 

HERŞEYİ BİRDEN İSTEMEK 
O kitabı da okudum bitirdim 
Hani o genç kızın beni unuttuğu 
Bir ara fena halde fikrindeydim 
Dudağındaki nem gözündeki buğu 
Durmadan hayal değiştiriyorduk 
Çetrefil bir hayat herkesin korktuğu 
Kaderlerimiz kalındı sevinçlerimiz çabuk 
Yaşamadan dağılıyor yarısından çoğu 
Erteleyip durduk suç ortaklığımızı 
Asıl ben yanlıştım o yanlıştı bazı 
Çünkü gecikmenin ağır yorgunluğu 
Yanıldığımız herşeyi birden istemekti 
İsteği gerçekleştirmez isteğin yoğunluğu 
İhtiyaç başka bir boyuta geçmekti 
Devreden çikarıp gereksiz sorumluluğu 
Tekrar loş yalnızlıkların en dibindeyim 
Sararmış yaprakların usulca savrulduğu 
Köprüler yıkıldı artık kendimleyim 
Parmak uçlarımda ölümün sogukluğu 
Attila İlhan

ADIMLA NASIL BERABERSEM 
Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların 
Bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan 
Koşar gibi yürüyüşün 
Karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün 
Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların 
Uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın 
Karanlık boşluklarında akıp giderken zaman 
Adımla nasıl berabersem öylece beraberiz 
Seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye 
Gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat 
Koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz 
Ve sonra her zaman her ölümlüye 
Aynı şartlar altında kısmet olmıyan 
Gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda 
Hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların 
Sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın 
Attila İlhan

 

KİMİ SEVSEM SENSİN 
Kimi sevsem sensin / hayret 
Sevgin hepsini nasıl değiştiriyor 
Gözler yaprak yeşili 
Senin sesinle konuşuyor elbet 
Yarım bakışları o kadar tehlikeli 
Senin sıgaranı senin gibi içiyor 
Kimi sevsem sensin / hayret 
Senden nedense vazgeçilemiyor 

Her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet 
Sarışın başladığım esmer bitiyor 
Anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli 
Dudakları keskin kırmızı jilet 
Bir belaya çattık / nasıl bitirmeli 
Gitar kımıldadı mı zaman deliniyor 
Kimi sevsem sensin / hayret 
Kapıların kapalı girilemiyor 

Kimi sevsem sensin / senden ibaret 
Hepsini senin adınla çağırıyorum 
Arkamdan şımarık gülüşüyorlar 
Getirdikleri yağmur / sende unuttuğum 
Hani o sımsıcak iri çekirdekli 
Senin gibi vahşi öpüşüyorlar 
Kimi sevsem sensin / hayret 
İn misin cin misin anlamıyorum 
Attila İlhan

ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ
Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kuş gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım
Akşamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım
Atilla İlhan

LİMDEN GELEN BU 
Elimden gelen bu ben iki kişiyim 
Çoğalmak neyse ne azalmak zor 
Birisi seni her an bırakıp gittiğim 
Öbürü kan gibi tutulmuş seviyor 
Ağzındakı acı alnındaki çizgiyim 
Gözlerine kirli bir bulut getirdim 
Hiçbir sevinç aydınlığı onu silemiyor 

Elimden gelen bu ben iki kişiyim 
Birisi kapadığın kapılardan gitmiyor 
Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o 
Bir yerin üşüse onun sıcaklığı 
Öbürü en içten çağrını işitmiyor 
Hüneri ne dersen duygu kaçakçılığı 
Alıp tutmaksa o basıp gitmekse o 
Bakışları kıyısız bir deniz uzaklığı 
Elimden gelen bu ben iki kişiyim 
İkisi birbirinden çıkmaya uğraşıyor 
Bilmem ki hangisinden nasıl vazgeçeyim 
Birisi yeni baştan serüvene başlamış 
Öbürü silahında son mermiyi yakıyor 
Çoğalmak neyse ne azalmak zor 
Attila İlhan

 

AN GELİR 
An gelir 
Paldır küldür yıkılır bulutlar 
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet 
O eski heyecan ölür 
An gelir biter muhabbet 
Çalgılar susar heves kalmaz 
Şatârâbân ölür 

Şarabın gazabından kork 
Çünkü fena kırmızıdır 
Kan tutar / tutan ölür 
Sokaklar kuşatılmış 
Karakollar taranır 
Yağmurda bir militan ölür 

An gelir 
Ömrünün hırsızıdır 
Her ölen pişman ölür 
Hep yanlış anlaşılmıştır 
Hayalleri yasaklanmış 
An gelir şimşek yalar 
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını 
Direkler çatırdar yalnızlıktan 
Sehpada Pir Sultan ölür 

Son umut kırılmıştır 
Kaf Dağı'nın ardındaki 
Ne selam artık ne sabah 
Kimseler bilmez nerdeler 
Namlı masal sevdalıları 
Evvel zaman içinde 
Kalbur saman ölür 
Kubbelerde uğuldar Bâkî 
Çeşmelerden akar Sinan 
An gelir 
-Lâ ilâhe illallah- 
Kanunî Süleyman ölür 

Görünmez bir mezarlıktır zaman 
Şairler dolaşır saf saf 
Tenhalarında şiir söyleyerek 
Kim duysa korkudan ölür 
-Tahrip gücü yüksek- 
Saatli bir bombadır patlar 
An gelir 
Attilâ İlhan ölür 


Attila İlhan

YASAK SEVİŞMEK
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Eski gözlerinle gel öldürmek vakti gel
Hem tetik bulun ardında biri olmasın
Hanidir ben bu evde saklanıyorum
Adımı değiştirdim başka bir adla yaşıyorum
Gece gündüz siyah gözlük kullanıyorum
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Sabaha karşı gel bütün gözlerinle gel
Pancurların gerisinde kararıyorum
İçime belalar doğuyor sonbahar doğuyor
Telefonda sesini tanıyamıyorum
Yüzün parmaklarımdan akıp kayboluyor
Böyle hep bir şey kopuyor bir şey kırılıyor
Sabaha karşı gel eski gözlerinle gel
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Hem tetik bulun ardında biri olmasın
Artık hiç kimse beni yaşamıyor
Aşklarımı büyük kemanlarla çizdiler
Korkularım oldum bittim kimsesizdiler
Yalnız bir mısra mıyım ıslanıyorum
Bir revolver romanımı tamamlıyor
Oyun bitti ışıklarımı söndürdüler
Yokmuşsun gibi gel öldürmek vakti gel
Öteki kapımdan gel bunu açamazsın
Üzerime kilitleyip mühürlediler
Hem tetik bulun ardında biri olmasın
Attila ilhan

ADIM SONBAHAR 
Nasıl iş bu 
Her yanına çiçek yağmış 
Erik ağacının 
Işık içinde yüzüyor 
Neresinden baksan 
Gözlerin kamaşır 
Oysa ben akşam olmuşum 
Yapraklarım dökülüyor 
Usul usul 
Adım sonbahar 
Attila İlhan

   
Наверх