yüreğinizin şiir adresi !
...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA

Ümidin gözleri

Yazılar » Ümidin gözleri


Eski evimizin en batan acıtan hatırası olarak kaldı Ümit...

o bir kedi idi komşumuz Serpil hanım depresyon geçirmişti sokağa bile çıkamıyordu ve iyi olabilmek için bir hayvanın dostluğunu seçmişti

Ümit erkek yavruydu o yıllarda ve aşağıda bahçede annesi kardeşleriyle oynayan tatlı sımsıcak sapsarı bir kedicikti.

Serpil Onu seçmişti nedense

aldılar çok da sevdiler önce kısırlaştırıldı Ümit küçücükten. Yıllarca evin kralı gibi bakıldı kucaklardan inmedi

bir dediği iki olmadı. Serpil de depresyonunu atlatmış iyi olmuştu artık sokağada çıkabiliyor gezebiliyordu bir gün

sevdi birini aşık oldu evlendi. Ümit annesinin evinde kaldı fakat kendisi hergün zaten annesindeydi yine Ümit baştacı

Serilin çocuğu olana dek Ümidin krallığı sürdü zavallıcık kısırlaştırıldığı için bönleşmişti ve obez olmuştu ama o kadar

tatlı ve sıcak bir kedi idi anlatamam.

Serpil doğum yapıp oğlu olunca Ümidin pabucu dama atılıvermişti...

Artık görmezden geliniyor kucaklarda dolaştırılmıyor bir köşede garip garip ilgi bekler olmuştu ama daha bunlar bile

iyi günleriydi Ümidin. Küçük bebek büyüdü yaramaz bir çocukolunca Ümide eziyet etmeye başlamıştı aile çocuğa bağırmıyor aman

kırılmasın deyip Ümidin kırılmasını yeg tutuyorlardı ki ümit bunu kaldıracak kadar güçlü değildi.

o sene kış şiddetli geçiyordu.

Bir gün baktık Ümit artık balkona atılmış...yemeğini suyunu balkonda yiyor içiyor balkonda o daracık yerde tuvaletini

koydukları kaba işiyordu. Ah kısır olmasaydı. belkide doğanın gücü onu hayata bağlardı kaçar giderdi özgürlüğün kollarına

ama ne yapsın böndü obezdi kocaman bedenini zor kaldırıyordu ve yaşı da ilerlemişti

karlı kış günlerinde Ümit üşürdü yatsın diye koydukları kutuya girmezdi bile ben pencereden ona kendi kedilerimize aldığım ciğerden

parçalar atardım aramızda uzaktanda platonik bir aşk doğdu Ümitle. Sanki sadece ben olmuştum ona ilgi gösteren.

insanoğlu bu kadar vefasızmıydı bu kadar nankörmü olurdu

Serpil hastayken ona yıllarını veren hatta kısırlaştırıp hayatı kararan bu kediye bu revamıydı? değildi tabii.

Ümit bir kaç yılını balkonda geçirdi kaç kez düştü ama düşünce kalkamayacak kadar ağırlaşmıştı zavallıcık

bir gün baktım Ümit yok sordum kayboldu dediler inanmadım o yürüyemeyen hayvan nereye gitsin ki...

Şüphelenmiştim çevreye baktım ve bir kasabın önüne konmuştu Ümit hemen koştum ve aldım Onu eve getirdim

bizim kedimiz Yumak biel acıdı ona acıyan gözlerle şefkatle bakışını hiç unutmam. Ümide bakacaktım fakat mahalleden çocuklar

Serpil hanıma yetiştirmişti geldi aldı kediyi ki sokağa atan zaten serpil hanım değil onun annesi olduğunuda öğrenmiştim.

numaradan bana çok da samimi gelmeyen sarılmaları ağlamalaı eşliğinde Ümit hapishanesine doğru tekrar yola çıkıyordu

serpil hanıma

-Ümidi balkona koymayın hava çok soğuk geçiyor en azından banyoda kalsın dedim

banyoda kalamayacağını oğlunun eziyet ettiğini ve annesinin onuu banyoda tutmayacağını söyleyip alışkındır o balkona dedi

Ah zavallı Ümit baktım yine orada ...burnunu gömmüş tüyüne ısınıyor uyuyor sanki.

Ümit yine balkondaydı fakat artık benim attığım yiyecekleri bile yemiyor boş gözlerle bakıyordu..anlamıştım...

yolcuydu.

ve bir kaç gün oldu olmadı bir sabah yine hava buz baktım balkona Ümit cansız yatıyor...

o kadar ağladım ki anlatmam onun kadersizliğine daha çok özgür kalsayıd belkide bundan mesut olacak

aile kuracak baba olacak ve ağaçlara çıkıp gerinecekti...çimlerde yatacak gülleri koklayacak akranlarıyla oynayacaktı...

olmadı biliyordum soğuktan donmuş ve uyuyarak ölmüştü...

bir insan aldı onu hayatını kararttı ve attı

Ümidi aşağıdaki bahçeye gömdüler bende indim gömülürken ben ağlıyordum içimden ama serpil şakayla karışık

gömüyor ve gülüyordu.

duyarsız vicdansız bir kalpten ne beklenirdi...

Yıllar geçti Ümidi unutmadım.

hayvan bakacaksanız alınız demek istiyorum. Bir zevk uğruna hayvanları mahvetmeyelim. Çocukalrımız istedi diye alıp

sonrada yine onlar bıktı diye sokalara bırakılan hayvan sayısı o kadar çokki.Yazlıklardan dönerken bırakılanlar cabası

Hayvanları koruma derneginin şehrimdeki şubesinin gönüllü üyesiyim nelerle karşılaşıyoruz bilseniz.

br hayvanı sokağa atmakla çocuğunuzu atmak arasında pek de fark yoktur d,ğerindeki fark sadece çocuğunuzun

biyolojikde anası babası olmanızdır yoksa maneviyatta aynı şey.

Şimdi sık sık yolum düşer o tarafa ve her geçişte o balkonda o kahrolası kutunun üzerinde Ümit i görürüm

gülümser bana eski bir dostu olmamın şerefine Ümidin o kocaman sevgiyle bakan gözleri...

Ayşegül aşkım karagöz
-rüzgar çanları-
kedileri ve kuşları çok seven şair

 

(0)

Henüz yorum yapılmamıştır.