yüreğinizin şiir adresi !
...ben edebiyattan ibaretim...KAFKA

TÜTENDEN SORUN BENİ

Şiirler » TÜTENDEN SORUN BENİ

Tütenden sorun beni

Temaşa eden duyguların tekmiline

Hürmet eden doğurgan yanılgımdan

Sorun beni.

Varlığı tensiye eden güftenin

Kursağında saklı

İsyandan değil

Umuttan sorun beni zaman zaman.

 

Küf kokan evin göğe saldığı

Hasretten yana tutkumdaki saklı nisyanım.

Kehanetlerin erbabı hangi tufansa;

Kazan kaldıran emanetin sol yanında

Tüten namert bir gölgeyse

Korkun sadece.

Tutsaklığından korkun

Nefsine tapan varlığına

Katlanan insanla olmayın yan yana.

 

Şehit düştüğüm şiirlerde

Elemle aram iyi madem

Tensiye ettiğim siyahta

Neden mi kazılı ismim?

Görmem bile laneti

Gömmem de içimdeki rahmeti.

 

Yalanların sihrine bandıklarını

Umursamadan

Sevip kulluğuma binaen

En tutarsız fani de olsam

Evrendeki ketum havadan yana derdim.

 

Sevgiden yana başı eğik kim ise

Saflığımın himayesinde

Kim ise inandığım

Varsın hazan olsun mekânım

Ne mevsime taparım

Ne nefsime:

Varsa yoksa hayallerimden kopamadığım…

 

Nifak sokulsa bile yarınlarımla arama

An’ımdan asla korkmadan

Dünümü kazıp zaman zaman.

 

Bir laneti tefsir ederken

Yorgun külliyesinde azat edilmiş şehrin

Bekasına yenik düştüğüm kadarım.

Aşkı tahliye eden iksirini içtim

Kana kana,

Kanmak nasıl ki meziyetim.

 

Ketum yılların yol yorgunluğu:

Kalemden sonra yığdığım dünüme

Nazireler eden…

 

Yükünde ağır aksak bir ölüm

Sunumu çatısında göğün

Kalpazan bir düş niyetine

Bekasında kelamın

İp atlayan imgeler:

Sarı güneşin uğuruna inanıp

Geceye yüreği ile ışık tutan

Kendi halinde bir şiirden çıkıp yola

Kendine gelmeyi umut eden

Kör bir heceyim

İç güveysinden hallice.

 

Gül, deseler gülemem ki

Ansızın

Kapılıp sihrine dünyanın

Sevemem de laf olsun diye mazeret

Sunmaktan hicap edip

Sadece varlığın delaletine binaen

Nakkaşların arasında

Lehim yapan bir ışık meziyetinde

Solamam gün bitti diye.

 

Hangi kelimeden yana sunumu

İlahi çatının altına

Sığınmış dünyalık göçüşlerde

Biteviye örselenmeyi şiar edinip

Sevmekten korkar hale gelen

Kâfir bir gölgeden kaçıp

Hıncımı aldığım iç çekişlerimde

Aslıma sirayet edip

Dokusunda ölümün.

 

Namert bir kul olma edasından yoksun

Tebaasında rahmetin

İnce işli bir deyiş

Sırıtan hayaletlere son bir rötuş yapan

Aciz bir kinaye

İçin için dertlenmeyi şiar edinmiş

Aşkın kutsallığında

Yüreğine not düşürmüş

Kâfir bir hece olsam, ne çare.

 

Gülemem durduk yere:

Gül, dendiğinde sadece ismime

Sirayet eden bir tebessümle

İçlendiğim makamlarda

Dışlandığım hicazlarda

Kör kütük âşık bir deyişe yüklenip

Kendince nazına ve naşına dününün öykünüp…

Zamanla geçer/miş, diyenlerden olmadım hiç

Sakil bir hikâyede solan o ölgün çiçekte.

 

REKLAMLAR

(0)

Henüz yorum yapılmamıştır.